Kapat

Kategoriler

  • 05395790736
  • Kargo Ücreti Müşteriye Aittir

Mersin Bitkisi Fidanı Aronya Rus Yaban Mersini 20-40 Cm

  • Ürün KoduMhk035
  • Stok DurumuStokta var
  • KDV Dahil 55,00 TL
55,00 TL
  Sepete Ekle
Mersin Bitkisi Fidanı Aronia melanocarpa Rus Yaban Mersini 20-40 Cm

mersin bitkisi fidanı Mersin Bitkisi Fidanı Aronya Aronia melanocarpa Rus Yaban Mersini
[mersin bitkisi aronya fidanı]

 

 

mersin bitkisi fidanı Mersin Bitkisi Fidanı Aronya Aronia melanocarpa Rus Yaban Mersini   

20-40 cm boyunda saksıda yerli üretim  bu meyve doğal olarak dağlarda yetişen mersin bitkisinden tohumdan üretilmiştir.meyveleri siyah elips şekline, karadenizde doğal olarak bolca rastlanılır   (dikkat, bu bitki yaban mersini değildir)    

SON RESİM SİZE GELECEK ÜRÜNÜN ORJİNAL RESMİDİR

 Yöresel Adı : Bahar ağacı, murt ağacı 

Latince Adı aronia melanocarpa 
Mersin ağacı, boyu üç metreye kadar yiikselebilen, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekler açan, defne meyvesi büyüklüğünde meyveleri olan bir ağaçtır. Yeşilimşi kahverengi renkte olan yaprakları tüysüz ve derimsidir, keskin kokuludur. Çok tohumludur. Ağacın kurutulmuş yaprakları şjfa verici olarak kullanılır. Taze yapraklarından su buharı distilasyonu ile elde edilen esansı da şifalıdır. Koku ve baharat olarak da kullanılır. 
Yaprak ve meyveleri ishal kesici, mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindiricidir. İdrar yolları ve göğüs hastalıklarında antiseptik özelliğinden istifade edilir. 
Yetiştiği Yerler : Akdeniz ve Ege 
Kullanım Yerleri : Yaprak ve meyveleri 
Kullanım Yeri ve Şekli : 
* İshal kesici ve öksürük giderici olarak, kaynamakta olan yarım litre suya, yaprak ve meyvelerinden 50 gr. konur, beş dakika kaynatılır. Balla tatlandırılarak, yemeklerden önce birer bardak içilir. Ayrıca bu suyla yaralar dezenfekte edilir, yüzdeki sivilceler günde 3 - 4 defa silinir. Bilhassa yanıklar üzerinde çok etkilidir. 
* Yapraklan toz haline getirilerek, yaralar üzerine serpilir. 
* Saçları siyahlaştırmak için, 10 gr. mersin ağacı esansı 100 gr. çörekotu yağına konur, karıştırılır. Saçlar bu karışımla friksiyonlanırsa siyahlaşır. Ayrıca mersin yaprağı distilasyonu sonucu elde edilen esanstan geri kalan su ile saçlar hergün friksiyonlanır ve siyahlaşmaları sağlanır. 
* Ayaklardaki mantarlar için, ayaklar sabah ve akşam, 15-20 dakika mersin yaprağı suyunda bekletilmelidir.  Bronşitte faydalıdır. Mesane iltihaplarını da giderir. Nezlede faydalıdır. Akciğer iltihaplarında kullanılır. Bel soğukluğunda faydalıdır. İshali keser. Mide ağrılarını giderir. Egzamada faydalıdır. Saçları boyamakta kullanılır..Tıbbi Etkileri ve Kullanımı



Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:

• Peklik verici ve özellikle çocuklarda diyareyi kesicidir.
• İştah açıcıdır.
• İdrar yolları enfeksiyonlarında antiseptik etkisi vardır.
• Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanı dindirici etkileri görülür.
Sayılan bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin yapraklan her mevsimde toplanır ve gölgelik, havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş mersin yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir.




• Mersin, antiseptik etkiler taşır. Bu etkisinden yararlanmak üzere, bitkinin yaprakları suda kaynatılıp buharı damıtılarak elde edilmiş ve piyasada satışa sunulmuş suyu, dıştan bedene uygulanır.  • Ayrıca A vitamini yönünden zengin olan mersin meyvesinden şurup yapılarak içilmesinin, görme yeteneğini artırdığı ileri sürülmektedir








 


Mersin: (Myrte / Myrte / Myrtle / As / Asmar / Sıçankulağı otu / Myrtus/ Murt/Hambelez) 

Mersingiller ailesindendir. 100 kadar türü vardır. Karadeniz, Ege ve özellikle Akdeniz kıyılarımızda kendiliğinden yetişir. 

 
Mayıs-haziran ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarında, yapraklarını dökmeyen, bir ağaççıktır.

 
Yapı itibariyle gövde ve dallar şeklinde değil maki görünümündedir. Yapraklar kısa saplı ve karşılıklı, yeşil renkli, derimsi, oval şekillidir ve üzerinde salgı bezleri bulunur. Yaprakları hoş kokuludur. Yapraklarında ve çiçek dallarında reçine, tanen, sinaol, terpen, mirtol, pinen gibi maddeler vardır. Çiçekler beyaz, uzun saplı olup, tek olarak her bir yaprağın koltuğunda bulunur. 

Mersinde murt, Adana - Hatay taraflarında hambelez, diğer yörelerde mersin denilen meyveleri nohut büyüklüğünde, beyaz üzerine morumsu siyah lekelidir. Meyvenin ortalarında çok miktarda incirinkinden biraz irice olan hafif kekremsi çekirdekleri murt yeme zevkini azaltır. Murtda uçucu yağ, şeker, sitrik asit bulunur.


 
Mersin bitkisi gün geçtikçe azalmaktadır ve böyle giderse kısa süre sonra neslinin tükenme tehlikesi vardır. 

Doğal olarak yetiştiği yerler tarım alanı yapıldıkça yaşam alanı daralmaktadır. Merkeze bağlı bazı köylerde kendiliğinden yetişen kaliteli murtlar toplanıp satılmakta ve küçümsenmeyecek paralar kazanılmaktadır. Ancak yinede hiç kimse “murt bahçesi” yapmayı ciddiye almamaktadır. 


 
Mersingiller familyasında yer alan aynı cinsten 1000 kadar bitki türünün genel adı Mersin'dir. Anayurdu Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda olan, kış mevsiminde yapraklarını dökmeyen ve 2-5 metreye kadar boylanabilen ağaç ya da ağaççıklardır. 

Burada sözünü edeceğimiz, Yabani ya da Adi mersin (M. communis) adı verilen tür, Akdeniz Bölgesi'nin bitkisi olup Batı ve Güney Anadolu kıyı şeridimizde bulunan güneşli ve kurak alanlardaki makiler arasında bol bol yetişmektedir. 

Üst yüzeyinde pek çok saydam nokta (yağ bezeleri) bulunan yaprakları sert, meşinimsi, kenarları düz, küçük, üzeri koyu yeşil, altı daha açık yeşil ve tam ortası boydan boya çizgili olur. Mersinin yaz ortasından sonbahara kadar açan altın renkli erkek organlı beyaz çiçekleri ve yuvarlak kesitli, kırmızımsı renkte dalları vardır. Bitkinin ikinci yılında dalları bej renge dönüp odunsulaşır.

Başlangıçta etli ve beyaz olan meyveleri, olgunlaştığında koyu mavi-siyah renge döner. Mersin bitkisinin dal, yaprak, çiçek ve meyveleri hoş kokuludur. Bitki, döktüğü tohumlarla kendiliğinden çoğalır ya da gövde çelikleriyle üretilir.


 
Mersinin yaprak ve çiçekli dallarında tanen, reçine, acı birtakım maddeler ile uçucu yağlar; meyvelerinde yüksek oranda A vitamini, tanen, şeker ve asitler bulunur. Tatlı ve hoş kokulu meyveleri pazarlarda satılır ve yenir. Körpe yaprakları ise, defne gibi, et yemeklerine çeşni vermesi için kullanılır.

 
Kullanıldığı yerler: 

 
Murt dalları talvar (gölgelik) yapımında, Tak, Düğün salonu, sahne, kürsü süslemede, kesme çiçek tanziminde kullanılır. (Veya kullanılırdı) Murt; Mesane iltihaplarını giderir. Nezlede faydalıdır. Akciğer iltihaplarında kullanılır. Bel soğukluğunda faydalıdır. İshali keser. Mide ağrılarını giderir. Egzamada faydalıdır.

Saçları boyamakta kullanılır. Bitkinin yaprakları, çiçekli dalları ve yapraklarından elde edilen uçucu yağ (Mersin esansı) kullanılır. Yaprak ve meyveler kabızlıkta, mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirici, antiseptik ve hâricen yara iyi edici olarak kullanılır. Taze yapraklarından, su buharı distilasyonu ile “Mersin Esansı” elde edilir. Bu esans renksiz, akıcı, özel kokulu ve yakıcı lezzetlidir. Takriben 100 kg yapraktan 300 gr esans elde edilir. Mirtenol, sineol ve terpenler ihtivâ ederler.

Gıda ve parfümeri sanayisinde kullanılan önemli bir ham maddedir. Yöresel olarak şeker hastalığına karşı da (günde 10 damla) kullanılır. Mersin meyveleri uçucu yağ, tanen, sekerler ve organik asitler ihtivâ eder. Antiseptik özelliği de bulunan meyveler yemiş birkaç gün bozulmadan bekleyebilir. 


 
Tıbbi Etkileri ve Kullanımı

 
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:

• Peklik verici ve özellikle çocuklarda diyareyi kesicidir.
• İştah açıcıdır.
• İdrar yolları enfeksiyonlarında antiseptik etkisi vardır.
• Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanı dindirici etkileri görülür.
Sayılan bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin yapraklan her mevsimde toplanır ve gölgelik, havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş mersin yaprağı üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir.

 
• Mersin, antiseptik etkiler taşır. Bu etkisinden yararlanmak üzere, bitkinin yaprakları suda kaynatılıp buharı damıtılarak elde edilmiş ve piyasada satışa sunulmuş suyu, dıştan bedene uygulanır.


• Ayrıca A vitamini yönünden zengin olan mersin meyvesinden şurup yapılarak içilmesinin, görme yeteneğini artırdığı ileri sürülmektedir


 
Likapa (Yaban Mersini)

SİSTEMATİKTEKİ YERİ
Takım : Ericales
Familya : Ericaceae
Alt Familya : Vacciniaceae
Cins : Vaccinium
Alt Cins : Batodendron
: Euvaccinium (3 şubeye ayrılır)

1- Myrtillus
Vaccinium myrtillus (Adi yaban mersini)
Vaccinium uliginosum (Bataklık yaban mersini)
2- Hemimyrtillus
Vaccinium arctostaphylos
3- Vitis-idea
Vaccinium vitis-idea (Noktalı küçük yaban mersini)
: Oxycoccus (Cranberry)
Vaccinium macrocarpon
Vaccinium oxycoccus
: Cyanococcus (kültürü yapılan likapalar)
Vaccinium corymbosum L. (Kuzey orijinli yüksek çalı yaban mersini)
Vaccinium australe L. (Güney orijinli yüksek çalı yaban mersini)
Vaccinium ashei Reade (Tavşangözü yaban mersini)
Vaccinium angustifolium L. (Alçak çalı yaban mersini)
Vaccinium myrtilloides L. (Alçak çalı yaban mersini)


 
Ayrıca yarı yüksek çalı formundaki likapalar (yüksek çalı x alçak çalı melezleri) ve Güney orijinli yüksek çalı formundaki likapalar (Vaccinium corymbosum Vaccinium darrowi melezi) da kültürü yapılan likapa grubunda yer almaktadır.

Yüksek çalı formundaki likapalarından yeni çeşitlerin geliştirilmesi 1900’lü yıllardan önce başlamıştır. Bu amaçla doğal ortamlarda yetişmekte olan iyi tipler selekte edilerek çoğaltılmış ve koleksiyon bahçeleri oluşturulmuştur. Bu çalışmalara Maine, New York ve Michigan’da başlatılmıştır. 

Çiftlik sahibi olan ve doğadan topladığı iyi tip yabani likapalar ile bir bahçe tesis eden bayan Elizabeth White, 1906 yılında bu bahçesi ve tüm imkanlarını Ziraat Mühendisi F.V. Coville’ye sunarak likapa çeşit ıslahı çalışmalarının başlamasını sağlamıştır. Bu çalışmaların başlangıcında Pioneer, Katherine, Cabot ve Rubel gibi birkaç çeşit ıslah edilerek 1920’lerde Amerika’da yeni bir meyve endüstrisinin kurulması sağlanmıştır. 

Yüksek boylu çalı formundaki likapalar (Vaccinium corymbosum), 

Güney orijinli yüksek boylu çalı formundaki likapalar (Vaccinium australe) ve 

Alçak boylu çalı formundaki likapalar(Vaccinium angustifolium) 4n, 

Tavşangözü likapaları (Vaccinium ashei) 6n, diğer türler ise 2n 
kromozom sayısına sahiptir (n=12).

ANATOMİK VE BOTANİK ÖZELLİKLERİ
 
Toprak üstü organları: 

Ocak şeklinde bir görünüm arz eden likapa bitkisinde toprak üstü
organlarını dip kısımdan çıkan yeni, sukkulent yapıdaki sürgünler, odunlu çalı formundaki sürgünler ile 1 yaşlı sürgünler üzerinden çıkan yeni yeşil yan sürgünler oluşturmaktadır. Sırık(sopa) şeklindeki likapa sürgünleri 10-20 yıl yaşayabilir ancak 5-7 yıl sonra bu sürgünler budanarak çıkarılmalıdır. Yüksek boylu çalı formundaki likapalar 120-300 cm boylanabilir. Alçak boylu çalı formundaki likapalar 90 cm boylanabilirken yarı-yüksek boylu çalı formundaki likapa çeşitleri bu iki grup arasındadır. Tavşan gözü likapaları ise daha uzun sürgünlere sahip olup kuvvetli gelişme gösterirler ve 610 cm boy yapabilmektedirler.

Kök sistemi: 


Yüksek boylu çalı formundaki likapaların kökleri ince, kök kılları olmayan lifli kök yapısına sahiptir. 

Su ve besin maddelerinin kökler tarafından absorbe edilebilmesi için çoğunlukla endotrofik mikorizalar (VAM) ile birlikte yaşarlar. Kökler bitkinin tabanından itibaren 180 cm’ye kadar yayılabilir ancak nadiren 90 cm derine penetre edebilirler. Alçak boylu çalı formundaki likapaların köklerinde de kök kılı yoktur. Çok ince ve lif (iplik) gibi olan kökleri vardır. 

Bu likapa bitkileri toprak altı rhizomlardan adventif olarak büyürler. Dolayısıyla alçak boylu çalı formundaki likapalar yayılıcı form gösterirler. Zamanla bitkiler birbirine eklenerek tek bir gövdeliymiş gibi büyüme meydana gelebilir.

Tomurcuklar ve Çiçekler: Likapalarda meyve gözleri yaz sonları ile sonbahar aylarında oluşmaktadır. Tomurcuk gelişimi sürgün ucundan aşağıya doğru yani bazipetal olarak meydana gelir. Çiçek tomurcuklarının sayısı iklime bağlı olduğu kadar sürgün gelişme kuvvetine yani çapına da bağlıdır. Tomurcukların içinde yer alan çiçek demetinin farklılaşması ise aşağıdan yukarı doğru yani akropetal olarak gerçekleşmektedir.

Meyve Gelişimi: Likapalarda meyve iriliği, sürgün çapına ve çekirdek sayısına bağlıdır. Kalın sürgünler daha iri meyve verebilirken döllenme sonucunda meyvede meydana gelen çekirdek sayısının fazlalığı da iri meyve ile sonuçlanır. Bu arada karşılıklı tozlanma da meyve iriliğini artırıcı yönde etkin rol oynamaktadır. Likapalarda meyve tutumu için tozlanma gerekmektedir.

Tozlanma: Likapalarda tozlanma entomofil yani böceklerle olmaktadır. Çünkü böcekleri çeken hoş kokulu ve nektar içeren çiçeklere sahiptir. Likapa çiçeklerinin taç yaprakları birleşik olup uç kısımda açıklık vardır. Ters dönmüş çan şeklindeki likapa çiçeğinde yumurtalığın dip kısmında nektar olup misk kokusu ile böcekleri çiçeğin dip kısmına kadar çeker. Likapa çiçeklerindeki polenler çok ağır olup yapışkandırlar ve rüzgar ile hareket etmezler. 

Erkek organları da dişi organdan uzun olup çiçeğin uç kısmından dışarı doğru çıkmıştır. Bu yüzden erkek organlardan ayrılan polenler dişi organ tepesine uğramadan çiçeği terk ederler. Ayrıca, dişi organ kendi kendine tozlanmayı engelleyecek şekilde çıkıntılıdır. Bu yüzden karşılıklı ve arılarla tozlanmaya gerek vardır.

LİKAPA YETİŞTİRİCİLİĞİ (YÜKSEK BOYLU LİKAPA)

Sıcaklık
Don olayı olmayan en az 160 günlük yetişme periyodu ister
Gelişmesi için 2000 gün derece sıcaklık ister
Soğuklama süresi 650-850 saat arasındadır


 
Soğuklara dayanım

Gözler : -26.3 ila -29.1°C’ye kadar dayanır
Gövde : -29.1 ila -34.7°C’ye kadar dayanır
Çiçekler : -1.12 ila -4.48°C’ye kadar dayanır

Gün Uzunluğu: Uzun günler bitkideki vegetatif gelişmeyi teşvik ederken yaz sonları ile sonbahar aylarındaki kısa günler meyve tomurcuğu gelişimini artırır. 

Nem: Likapalar kök kıllarından yoksun olduğu için topraktaki nem değişikliklerine son derece hassastırlar. İklime, çeşide ve gelişme kuvvetine bağlı olarak büyümeleri ile meyve verdikleri dönem boyunca haftalık olarak yaklaşık 2.54-5.08 cm suya ihtiyaç duyarlar. Sulamada kullanılan su kaliteli olmalı, çok az veya hiç tuz içermemeli ve kalsiyum içeriği çok az veya hiç olmamalıdır. 

Toprak: İdeal likapa toprağı, drenajı iyi olan, asitli ve kumlu topraklardır. Likapa yetişebilecek toprakların pH’sı 4.5-5.2 arasında olmalıdır. Organik madde kapsamı yüksek olan ağır topraklar da likapa yetiştiriciliği için uygundur. Yayla alanlarındaki toprakların likapa yetiştiriciliğine uygun hale getirilmesi için dikim öncesi kompost veya asit torf ilave edilmelidir. Ayrıca, odun talaşı, çam ibresi veya çam kabukları ile bitkiler malçlanmalıdır.

Yer Seçimi: Likapa tarımı için en uygun alanlar, tam güneş alan veya biraz gölge olan, güney yöneye bakan ve hafif meyilli olan alanlardır. olmalıdır. Ayrıca su drenajı ile hava akımının da nispeten iyi olması gerekir. Ayrıca likapa çiçeklerinin soğuklara dayanımının diğer birçok üzümsü meyveden daha yüksek olduğu da unutulmamalıdır. Bu açıdan kuzey-batıya bakan alanlar da yetiştiricilik için uygundur. Genel bir ifade ile yabani likapaların, orman güllerinin, defne, kızıl ağaç ve çamın karışık olarak yetiştiği alanlar likapa yetiştiriciliği için uygundur.

Arazi Hazırlığı
  • Drenajı artırmak için arazi işlenir.
  • Toprak organik maddesini artırmak için yüzey örtücü bitkiler ekilir ve toprak işlemeile birlikte toprağa karıştırılır.
  • Ahır gübresi verilir.
  • Gerekli ise toprakta pH ayarlaması yapılır. Bu amaçla toprak tipine ve toprak pH’sına göre gerekli olan kükürt miktarı hesaplanarak dikimden en az 6 ay önce toprağa verilir.
  • Toprak tahlilleri sonucunda gübre ilavesi yapılır. P, K, Ca, Mg v.s gübreler toprağın üst 30 cm’sine verilir. Gübrelemede amonyumsülfat gübresi kullanılabilir. Nitratlı gübreler kullanılmamalıdır.
  • Drenajın zayıf olduğu düz arazilerde mutlaka masura yapılarak toprak 35 cmyükseltilmeli ve bitkiler 120-150 cm genişliğindeki masuralara dikilmelidir.
Dikim: Bölgedeki kış soğukları ile muhtemelen don olaylarına bağlı olarak dikim ilkbahar veya sonbaharda yapılabilir. Fidanlar fidanlıktaki veya saksıdaki derinlikleri kadar derine dikilmelidir. Derin dikim yapılmamalıdır. Dikim sonrası sıra boyunca 60-120 cm genişliğinde ve 15-20 cm kalınlığında malçlama yapılmalıdır. Bitkiler büyümeye başlayınca ve büyüme periyodunca azotlu gübreleme yapılır. Gübre olarak amonyumsülfat kullanılabilir ve ihtiyaç duyulan gübre miktarı bölünerek verilmelidir.

Aralık- Mesafeler: Likapa yetiştiriciliği yapılan ülkelerde dikim mesafesi sıra üzerinde 120 cm, sıralar arasında ise 300 cm olup bu aralık ve mesafeler 152 ile 365 cm’ye kadar çıkarılabilmektedir. Likapa yetiştiriciliğinde likapa sıraları arasındaki mesafe 250 cm’den daha az olmamalıdır. Bu mesafe hasat sırasında işçilerin rahat çalışabilmesi için gereklidir.

Dikim Fidanları
Likapa bahçesi tesis aşamasında 3 farklı fidan tipi tercih edilebilir. Bunlar;

- Bir yaşında köklü çelikler
- Fidanlıklarda üretilmiş 2-3 yaşında açık köklü fidanlar
- Fidanlıkta üretilmiş 2-3 yaşında tüplü fidanlar

Budama :Likapa ocağındaki sürgünlerin yaşları arasında bir denge kurmak için yaşlı ve genç sürgünlerde her yıl belli oranda azaltma (çıkarma) şeklinde yenileme budaması yapılır. Ayrıca, zayıf ve hastalıklı sürgünler budama ile uzaklaştırılır, verimden düşen yaşlı sürgünlerin bir kısmı çıkarılır, gölgelemeden dolayı diğer sürgünlerin gelişimini engelleyen genç sürgünlerde aralama budaması yapılır ve bitkinin taç kısmında yer alan dalların yoğunluğu ayrıntılı budama ile azaltılır. Aynı yaş grubuna giren aynı sayıdaki 15-20 sürgün bırakılarak bitkide sürgün-meyve oranı dengelenmelidir.

Hastalık ve Zaralılar
Mantari Hastalıklar

Likapalardaki mantari hastalık riski diğer birçok üzümsü meyveye göre çok daha azdır.

Mantari hastalıklardan
- Mumlu tane hastalığı (Monilia vaccinii-corymbosi)
- Pomopsis kanser ve dal yanıklığı (Phomopsis vaccinii)
- Fitofitora kök çürüklüğü (Phtophtora cinnamoni)
- Meyve çürüklüğü
Antraknoz (Colletotrichum gloesporioides)
Alternaria (Alternaria alternata)
Virüs hastalıkları

Likapalarda sıkıntı yaratan virüs hastalıkları bulunmaktadır. Bunlar,
- Likapa Scorch virüsü
- Kısa bağcık virüsü
- Likapa yaprak benek virüsü
- Nekrotik halkalı benek virüsü
- Kırmızı halkalı benek virüsü
Zararlılar

Doğrudan meyve ile beslenerek ürün kaybına sebep olan zaralılar
- Kranberi meyve kurdu
- Likapa kurtçuğu
- Kiraz kurdu
- Erikli hortumlu böceği

Virüs veya mikoplazma benzeri organizmalara vektör görevi yaparak veya yapraklarla beslenerek bitkiye zarar verip indirekt olarak meyve miktarını azaltan zararlılar
- Sivri burunlu yaprak delenler
- Kabuklu bitler
- Likapa tomurcuk delen

- Likapa gövde delen                                                                                                                                                                                                                               Mayıs-haziran ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarında, kışın yapraklarını dökmeyen, güzel kokulu ağaççık. Yapraklar kışa saplı ve karşılıklı, yeşil renkli, derimsi, oval şekilli ve üzerinde salgı guddeleri (bezleri) bulunur. Çiçekler uzun saplı olup, tek olarak her bir yaprağın koltuğunda bulunur. Meyveleri nohut büyüklüğünde, morumsu siyah renkte ve çok tohumludur.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgeleri.

Kullanıldığı yerler:

Bitkinin yaprakları, çiçekli dalları ve yapraklarından elde edilen uçucu yağ (Mersin esansı) kullanılır. Yaprak ve meyveler kabız, mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirici, antiseptik ve haricen yara iyi edici olarak kullanılır. Taze yapraklarından, su buharı distilasyonu ile Mersin esansı elde edilir. Bu esans renksiz, akıcı, özel kokulu ve yakıcı lezzetlidir. Takriben 100 kg yapraktan 300 gr esans elde edilir. Mirtenol, sineol ve terpenler ihtiva ederler. Gıda ve parfümeri sanâyinde kullanılan önemli bir ilkel maddedir.

 

Memleketimizde şeker hastalığına karşı da (günde 10 damla) kullanılır. Mersin meyveleri uçucu yağ, tanen, şekerler ve organik asitler ihtiva eder. Bu meyveler yemiş olarak, kabızlık giderici ve antiseptik olarak kullanılır ARONİA – RUS YABAN MERSİNİ


Aronia melanocarpa (Michx.) Elliott, Kara Aronija
Chokeberry,

Aronia, Gülgiller (Rosaceae) familyasından, Maloidae alt familyasındandır. Aronia melanocarpa olan Kara Aronia’dan başka uygulamada önemi olmayan Kızıl Aronia (A. Arbutifolia) ile Mor Aronia (A. Prunifolia) da bilinmektedir. 
Aronia, meyve ya da süs çiçeği çeşidi olarak yetiştirilmekte. Her toprak tipinde ve her yükseklikte yetişmektedir. 
Toprağın buzlanmamasıyla vejetasyonun henüz başlamaması şartıyla sonbaharda, kış boyu ve ilkbaharın başında ekilir. Konteynerden çıkan bitkiler, vejetasyon döneminde de ekilebilir. Bu durumda suyla dolu çukurlara ekilir, büyümeye hemen devam etsin diye ekildikten sonra da sulanır.
Toprağın hazırlanması, temel işlemlerden, toprağın yüzey tabakasının düzlenmesiyle ufalanması için toprağı yaklaşık 30 cm derinliğe çift sürmekten, tapanlamaktan ya da çapalamaktan ibarettir. Ekimi, fidanın fidanlıktan çıkarılmasının ardından kısa zaman sonra yapmak en uygundur. Ekimden önce 500 – 600 kg/ha ya da 50 – 60 gr/çukur olmak üzere toprağın NPK 15:15:15 mineralli gübreleriye gübrelenmesi gerekli, sonra da kök sisteminin filizleriyle doğrudan temasa girmesin diye gübre toprakla karıştırılır. Bu şekilde mineral tuzlarının ağır konsantrelerinin oluşturabileceği toksik etkisi ve bitkilerin başta kuruması engellenir. Yanmış ahır gübresi 40 – 50 t/ha kullanılırsa NPK mineralli gübrelerinin miktarını yarı yarıya indirmek gerekmektedir. 
Vejetasyon süresince yüzeyi NPK 8:16:24 ya da benzer gübrelerle senede 500kg/ha olmak üzere gübrelemek gereklidir. Aronia yavaş büyüdüğü için gübreyi, ekimin yapılacağı hatlarda kullanarak tasarrüf sağlanabilir. 

Aronia’nın çiçeği bahçede tam bir süstür. Ekim

Verim ve meyvenin kalitesi, en çok fidanın kalitesine, gübrelemeye, sulamaya ve yabani otun yok edilmesine bağlıdır. En iyi fidanlar doku kültüründen elde edilmektedir. Klon olan bitkilerin harika gelişmiş kök sistemleri ve tam eşitliği vardır. Bundan dolayı kolay tutar, büyümesi ve gelişmesii hızlı olur. Büyük arazilerde Aronia’yı 3 x 1,5 m aralıklı sıralarda ekmek gerekmektedir. Sıralar iple işaretlenir, her 1,5 metrede bir sopa dikilerek ekim yeri işaretlenir. Sıraların Kuzey – Güney yönünde yerleştirilmesi iyi olur. Toprak iyice ufalandıysa ve iyi derecede nemliyse ekim hızlı yapılır. Çapı 30 cm, derinliği 20 cm civarında olan çukurlar çapayla da kazılabilir. 
Ekimden sonra kök sisteminin üstüne sürülen toprağı ayakla bastırmak lazım. Fakat kök boynundan çıkan, çalının (fundanın) oluşmaya başladığı filizler olan yan dallarına zarar verilmesini önlemek için bunu dikkatlice yapmak gerekmektedir. Çalının, 3 metrelik çapında 2,5 m uzunluğunda 30 kadar filizi olabilir. Maksimum gelişimine ve tam verimine, bitki başına 5 – 10 kg meyve verdiği hayatının ancak onuncu senesinde ulaşmaktadır. Dayanak gerekmemektedir. 
Fidanın bakımı, yabani otun düzenli yok edilmesiyle sulamaktan ibarettir. Aronia çalısı büyüyene kadar sıraların arasındaki boşluklar, sebzelerin yetiştirilmesi için kullanılabilir. Organik üretim isteniyorsa klasik pestisitler kullanılamaz. Bu durumda beyaz yoncayı ekmek gerekmektedir. Beyaz yonca, yabani otların çıkmasını önlemektedir. 
İkinci veya üçüncü senesinde meyve vermeye başlamaktadır.Hasat 

Aronia yavaş uzar. Bitkinin taşkınlığına bağlı olarak hayatının ikinci veya üçüncü senesinde meyve vermeye başlar. İyi bakım, bitkinin büyümesini hızlandırır, ikinci senede, yani ekimden sonraki senede verimini sağlar. Her sene meyve verir. Alternatifi yoktur. Sulama, iyi verim ve kalite sağlar. Nisanda çiçek açar. Olgunlaşma ağustosta başlayıp bir ay kadar devam eder. Hasat için hiçbir zaman geç değildir. Olmuş meyveler çürümez, kurtlanma olmaz, kopması ise zor olur. Meyvenin çoğu kuruyup ağacın üstünde uzun süre, yaz orta sıcaksa sonbaharla kış boyu kalır. Geçmiş senenin kuru meyvesi hala ağaçtayken ilkbaharda yapraklanma olabilir. Püskürtmeye gerek yoktur. Hastalıklara ve haşaratlara dayanıklıdır. Organik ve bio-ekolojik üretim için idealdir. Ağır metallerle zehirli gazları almaz. Kül atık havuzlarında, atık havuzlarında, örtülmüş çöplüklerde ve sulu arazilerde yetişebilir, fakat doğal verimli ve güneşli arazilerde en iyi yetişmektedir.
Olgunlaşma ağustosta başlar. Meyvenin kitlesi 0,6 – 1 gramdır. Bir kiloda 1000 – 1600 arasında meyve vardır. 
Başka şekilde kullanılmadıysa meyveler çay ve komposto için saklanabilir. Tıbbi ve besin değeri %100 saklıdır. Aronia, gıdadan ziyade ilaçtır. 
Organik ya da bio-ekolojik üretime tabi olabilmeleri için bitkilerin bakımı, herbisit, fungisit ve insektisit gibi kimyasal ürünsüz yapılmakta. Bu şekilde organik üretim mevzuatının tüm şartları yerine getirilir. 

Verimli toprakta Aronia, dokuz sene içinde yüzde doksanının 1 milimetreden ince olmak üzere 700 metreden uzun filizlerden oluşan kök sistemini elden edebilmekte. Kök, ağaç tacının alanında, 1,5 metreye kadarki derinlikte bulunmakta. Bunun sayesinde Aronia, büyük miktarda su ve yiyecek toplayabilmektedir. Yüksek verimler için ideal nem değeri, tarla kapasitesinin % 75’idir, yani toprağın bu kadar gözeneğinin suyla, geri kalanının da havayla dolu olması gerekmekte. 
 
Destek

7x24 Müşteri Hizmetleri

İade Garantisi

14 Gün koşulsuz iade

Güvenli Alışveriş

256 BIT RapidSSL

yalovasufidan.com © 2021 | Bu site RGS Yazılım® E-ticaret Yazılımı ile hazırlanmıştır